Yağmur yağmayıp havalar kurak giderse, yağması için, kaplumbağa ayağından bir ağaca asılırdı.Bunun tersi, yağmur durmadan yağarsa,yağmurun durması içi de diken ardıcı yakılırdı. Ya da dışarıya demir şiş veya ateş maşası atılırdı.
Kedi, sobaya düşkün olursa o sene kışın sert geçeceğine inanılır, Nurhak dağına 4 defa kar yağarsa, yöremizde kışın az olacağı; kavak ağacı, yapraklarını tepeden dökmeye başlarsa kışın şiddetli geçeceği, aşağıdan yapraklar sararmaya başlarsa da kışın ılıman geçeceği tahmin edilirdi .
Ay tutulduğunda havaya doğru silah sıkılır. “Ayı, haremiler kaçırmış, silahla onları korkutalım.” Diyenler olurdu. Hatta, bazı köylerimizde evindeki tüfeği dolu olduğu halde, silahını sıkmayanın başına uğursuzluk geleceğine inanıldığı için, herkes ay tutulduğunda silahını sıkarak boşaltırdı. Silah sıkmanın yanı sıra teneke de çalındığı olurdu.
Bebek, kız ise kesilen göbeği ev içine atılırdı ki evine bağlı olsun; erkek ise kesilen göbeği dışarı veya medrese yanına atılırdı ki, çalışsın evine baksın ve bilgili âlim bir kişi olsun diye.
Eve gelen bir misafir, çok geç kalkıp evdekilerin rahatsız olmasına sebebiyet veriyorsa, ev efradının biri tarafından ayakkabısının içine tuz konurdu. Böyle yapılırsa misafirin erken kalkacağına inanılırdı.
Henüz yorum yazılmamış.
Sadece üyeler oylayabilir.
Lütfen Üye olun ya da Üye girişi yapın.
Henüz bir oylama yapılmamış.